9 Ocak 2012 12:54
Röportaj: Serdar Akbıyık
Ümit Ünal’ın Nar’ında rol alan genç oyuncu İrem Altuğ ile filmi ve sinemadaki tercihlerini konuştuk.
Projeyi tercih sebebi
Birincisi; Ümit Ünal. İkincisi senaryo müthişti. Bu ikisi benim için yeterli. Karakter de çok güzel. Senaryoda 4 karakter var. Hepsi birbirinden hoş yazılmış ve çok güzel sunulmuş oynaması çok keyifli karakterler. Zaten Ümit Ünal ne yapsa oynarım.
Kadın filmleri
Amerika’da okurken de hocalarımız kadın oyuncuların bu meslekte tutunmasının çok zor olduğunu söylerlerdi. Birincisi zaten çok erkek dünyası bir iş. Yapım kısmı da, yazılan roller de hep erkek üzerine. Seyrettiğimiz yabancı filmlerde de bu böyle. Türkiye’de de böyle olması beni şaşırtmıyor. Ben daha çok keyif alıyorum kadın izlemekten. Başka kadın oyuncularının performanslarını izlemenin de kendi oyunculuğuma daha çok katkısı olduğunu düşünüyorum.
Filmin finalindeki fantastik gönderme
Benim için çok tercih konusu değil ama çok hoş, orijinal bir final. Zaten film şaşırtmalarla dolu. Hiç bir şey gözüktüğü gibi değil. Gerçek son anda ortaya çıkıyor. Tam gerçek dediğimiz anda da başka bir finalle o gerçekliği de başka yere taşıyor. Her şeyin ne kadar değişeceğini, herkesin hayatta her rolü üstlenebileceğinin altını çizen bir final sahnesi oldu. İnsanlar belki anlamakta güçlük çekebilir ama biraz düşünsünler. Her şey pişirilip sunulmasın. Yerken birazcık tadını alalım.
ABD'deki sistem
Bize her şey biraz daha geç sunulduğundan, oluşum da geç çıkıyor. Buna bağlı özenti ortaya çıkıyor. Yabancı ülkelerde bir dizi yapılıyor biz de aynısını yapalım, orada bir film çekiliyor aynı aksiyon sahnesini biz de çekelim deniyor. Halbuki özümüze dönüp kendi köklü geçmişimizden bir şeyler çıkarsak daha güzel olur. Ama sektör bu konuda çok farklı. Başka ülkelerde, televizyonda da sinemada da yapılan işler çok daha orijinal. Çalışma şartları, sektör koşulları, sendikalar daha da oturmuş olduğu için bu sektör de çok güzel işliyor.
Festivaller
Bu sene Cannes Film Festivali’ne gittim. Bir kısa filmim vardı, oraya seçildi. Orada da Sundance’deki gibi müthiş bir festival havası, çok güzel bir organizasyon vardı. Her şey mükemmeldi. Türkiye’de bütçe farkından dolayı çok büyük aksaklıklar ortaya çıkıyor. Halkımız çok festival meraklısı değilmiş, çok desteklemiyormuş gibi geliyor bana. O kadar başka gerçekler ve zorluklarla uğraşıyor ki insanlar. Festivalleri çok sahiplenmiş bir ruh görmüyorum. Ama yine de festivallerin olması çok güzel.
Serra Yılmaz
Serra Yılmaz’a çok hayran kaldım. Bir kere çok güzel gözleri var ve çok derin bakıyor. Karşısında oynamak çok zor. Onu izlerken kendimi unuttuğum anlar hatırlıyorum. Tedirgin değil, yavaş yavaş gidiyor, çok hakim. Onun karşısında rahatlığa kavuşmak birkaç günümü aldı. Çok hoş sohbet, eğlenceli, çok kültürlü. Anlatacak bir sürü hikayesi var. Oturup saatlerce dinlenebilecek bir insan. Biz 89 yılında Karılar Koğuşu filminde onunla aynı sahnedeydik. 20 küsür sene sonra tekrar karşılaşmak çok ilginç oldu. Benim için o anı çok büyük bir yerde.
Bağımsız sinema
Hep tiyatro eğitimi aldım. Amerika’da da tiyatro okudum ama orda tercihim değişti. Sinema daha ilgi çekici olmaya başladı, özellikle bağımsız sinema çok hoşuma gitti. Çok film izlemeye başladığım için kamera önü mü, sahne mi olmalı diye karar vermek zorunda hissettim. O yüzden de buraya geldiğimde diziler, sinema filmleri oldu. Benim için asıl olan tabi ki sinema. Çok seçici davranıyorum. Sırf iş olsun, para kazanalım diye düşünmüyorum. Tutuyorum kendimi. Sinema anlamında da senaryonun, ekibin güzelliğine bakarak seçmeye çalışıyorum.