Müzik > haber > yeni albüm > kritik
19 Eylül 2011 12:32
KRİTİK: HERMAN TAŞÇIOĞLU
Dinlemek için tıklayınız
/ Kültürel bir işgalin anatomisi; Kasabian’dan 'Velociraptor'
Günümüzün en 'deneyen deneyen deneyen fakat her defasında yanılan' rock gruplarından Kasabian, dördüncü stüdyo albümü 'Velociraptor' ile müzikseverlerin karşısına geçmeye hazırlanıyor. Sözüm ona saykodelik olarak değerlendirilen Kasabian'ın müzikseverlerle buluşacak olan bu yeni albümünün ismi Bowie'den Bolan'dan, Morrissey'den değil de T-Rex'leri alt edebilen tek dinozor olan 'Velociraptor'den ilham alınarak verilmiş. Grup üyesi ve şarkılarda imzası bulunan Serge Pizzorno, verdiği röportajlarda bu türün başarısının kaynağının her zaman birlikte hareket etmelerinin sonucu olduğunun altını çizerek yeni albüme de göndermede bulunmuş.
Hadise ayniyle vakidir, tanıdıkları ganidir: Kime göre, neye göre belirlendiği belli olmayan veya âdet yerini bulsun diye saçılan birçok ödülün sahibi olan Kasabian'ın 'Velociraptor' albümünün çıkış parçası ise 'Switchblade Smiles'. Grubun resmi internet sitesinden prömiyeri yapılan 'Switchblade Smiles'in ardından klasikleşecek bir albüme imza atmak istediklerini belirten gitarist Serge Pizzorno daha önceki albümlerinin en beğenilen yönlerini yeni fikirlerle birleştirmelerine bağlamış.
/ 'Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır' diyenler kaçırmasın...
Serge Pizzorno'nun Leicester'daki evinde kaydedilen ve 11 yeni Kasabian şarkısının yer aldığı 'Velociraptor' albümünde 'Acid Turkish Bath [Shelter From the Storm]' isimli bir şarkıya da yer verilmiş. Kızılderili etkisiyle Led Zeppelin'in davulcusu John Bonham'dan ilham alınarak yazılmaya başlandığı söylenen[!] şarkı şok bir iddiaya göre eski dönem saykodelik Türkçe rock şarkılarının ruhuna uzanan bir noktaya gelmiş. Hissettirdikleri nedeniyle bu şarkıya 'Acid Turkish Bath [Shelter From the Storm]' adını verdiklerini söyleyen Serge, 'insanın yüzüne çarpan bir etkisi olsun istedik' diyor.
Kasabian belli ki İngiltere'yi tüketmiş ve sıra 'eski dönem saykodelik Türkçe rock şarkılarının ruhuna uzanmaya kadar gelmiş', o halde üzerinde duralım ve kendilerine ivedilikle 1978 tarihli Hardal albümü 'Nasıl? Ne Zaman?' ı postalayalım; zira bizler de bu tip kerameti kendinden menkul piyasa işgalcilerinin yüzlerinde şaklayan rüzgarlar estirmek istiyoruz. Belki bu vesileyle hazretleri de 'poz vermenin püf noktaları' yerine müzik üzerine odaklanırlar ve bu da yeni nesil müzikseverlerin selametine ve vizyonuna yapılan bir yatırıma dönüşür.
/ Söz konusu miras olunca; All in all you're just another brick in the wall!
'Her sakallıyı dedesi sanan' Türkiye menşeli kültür sanat 'bülten' oluşturucularına; daha medeni, daha bilgili, daha düzgün, kültür dolu bir dünya için, sanat için ve müzik adına son günlerin gözde sloganıyla NOT NOW! diye sesleniyoruz. İngiliz menşeli rock, indie, space veya elektronika, T. Rex ile Led Zeppelin, eski dönem saykodelik Türkçe rock'u ve hatta Kızılderililer Kasabian ile aynı cümle içinde, art arda sayılınca insanın kanına dokunuyor, içindekini topyekün üfüresi geliyor.

Herkes kendi bilgisinin kapısını kendine ait felsefi bir fikirle açar. Kimisi bu türden 'işleri' 90'larda Captain Hook Bar'da öyle üç beş kez Athena izlemekle aşabileceğine inanır ve King Crimson'dan Radiohead'e, The Clash'ten The Smiths'e, Queen'den Pink Floyd'a türlü duvar'a toslayıp, eğrisini bildiği doğrularla tuğla kadar payidar kalır. Kimisi de müziğin etraftaki çarpıklıkları dışavurma ve düzenin ipliğini pazara çıkarma potansiyeline sahip bir sanat dalı olduğuna uyanır ve sözü Rickie Lee Jones'a bırakır:
'Dinleyici kollektif bir harekettir, kendi kimliği vardır, onunla birlikte hareket edip onu yanınıza çekmeniz gerekir. Dinleyici kitlesi organik bir varlıktır ve elbette bir ruhun tezahürüdür. Konser boyunca birlikte nefes alıp veririz, o anı birlikte teneffüs ederiz, birlikte yaşarız. Vedalaştığımızda birbirimizi hiç ummadığımız şekilde tanımış oluruz. Müzik karşılıklı bir eylemdir.'